Evrende her şey belli bir düzen içerisinde yaratılmıştır. Gelişigüzel yaratılmış bir şey bulunmamaktadır. Hayatlarımızda da bu böyledir. Yaptığımız her eylemin belli bir sonucu vardır. Hiç bir şey kendi başına, durduk yere başımıza gelmez. Her şey Neden-Sonuç ilişkisine dayanır. Çoğu insanın anlamadığı, kabul etmediği-işine gelmediği- nokta burasıdır. Düşük bilince sahip insanlar, Karma, Dinde-kitapta yazmıyor diye işin içinden çıkmaya çalışırlar. Oysa bu bir hakikattir! Kuran, Karma demez-gerekte yoktur- ancak ''İnsana sadece çalıştığı vardır'' (Necm/39) der. Bizler de toplum olarak Karma demeyiz, ''Ektiğini Biçme'' deriz. Başka dinlerde, inançlarda, öğretilerde ne ad verildiğinin bir önemi yoktur. İsimler yerine kavramların içine, derinine bakmak gerekir. Ne derseniz deyin sonuçta bu bir ''Evrensel Yasa'' dır ve kabul edin ya da etmeyin hepimiz bu yasanın hükmü altındayız!
Bu yasayı anladığımız ve içselleştirdiğimiz takdirde KADER dediğimiz şeyi de anlamaya başlarız. Düşük bilince sahip insan için Kader, ne yaparsan yapsın hayatını değiştiremeyeceği düşüncesidir. Her şey önceden yazılmış ve buna göre; kendisi fakir, sağlıksız, mutsuz, başarısız bir hayat sürerken, başkaları bunun tam tersini yaşamaktadır. Hayatını kendi elleriyle yarattığı gerçeğini fark edememiş, diğer insanların başarılarını ve mutluluğunu zengin ailelerine, çevrelerine veya şansa bağlamaktadır. Bu kişilere göre kendisi dışında, başarılı olmuş herkes ''Allah'ın sevgili kulu'dur. Kendisi ise hayatın her alanında KURBAN'dır. Bir insan için işte en tehlikeli düşünce tarzı budur. Hem bu dünyasını, hem de öte tarafı ziyan eder.
Albert Einstein'ın dediği gibi; Tanrı zar atmaz. Rastlantı, tesadüf, şans diye bir şey yoktur. Her şey belli bir çalışma ve onun sonuçlarına dayanır. Zarı atan, yani kendi gücüne inanmayan kişi, işte bu düşük bilince sahip insandır. Gelişigüzel bir hayat yaşar. Kendi iradesi yoktur. Birileri onun yerine karar alır ve uygular. Yönetilendir. Kurbanı oynayan kişi; kendisine verilmiş en büyük nimeti; hür iradeyi-seçim hakkını bilerek ve isteyerek başkasının eline veren ve kendisine zulmeden kişidir.
evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Kasım 2014 Cumartesi
5 Aralık 2013 Perşembe
kınadığın şey...
gün gelir, en çok burun kıvırdığın, eleştirdiğin, kızdığın, asla yapmam dediğin -kısacası korktuğun- durumlara, hallere düşersin, öyle kişilere benzersin!
fark et ve bitir, yapma dost!
hayatın kuralı, evrenin yasasıdır bu.
sana; ''madem eleştirdin bir de sen yaşa bakalım, seni de görelim'' der adeta!
istediğin kadar istemediklerini de çekersin, zihnin kirli olduğu için istemediklerini daha çok çekersin hatta!
kınadığın şey başına gelmeden ölmezsin. unutma!
fark et ve bitir, yapma dost!
hayatın kuralı, evrenin yasasıdır bu.
sana; ''madem eleştirdin bir de sen yaşa bakalım, seni de görelim'' der adeta!
istediğin kadar istemediklerini de çekersin, zihnin kirli olduğu için istemediklerini daha çok çekersin hatta!
kınadığın şey başına gelmeden ölmezsin. unutma!
4 Aralık 2013 Çarşamba
Evren hızı sever ;)
Evren hızı sever. bir karar aldığınız vakit geciktirmeyin - zihne vesvese ve ego girmeden - uygulayın. Sonra yapmadığınız şeyler için pişman olursunuz!
12 Ağustos 2013 Pazartesi
Kınadığınız şey...
''Kınadığınız şey başınıza gelmeden ölmezsiniz''
Bu sözü çok severim. (Hz. Muhammed'in söylediği rivayet edilir.) Sevmekten ziyade kınamamak, artık hayatımda uygulamaya çalıştığım temel şeylerden birisi haline geldi. Hepimiz bilinçli ya da bilinçsiz, bir şeyleri, birilerini -en yumuşak ifadeyle- kınarız. Acımasızca eleştiririz, dedikodusunu yaparız. Bir de saatlerce konuşup ''aman şimdi dedikodusunu yapmış gibi olmayalım'' deriz. Olay da bununla bitti zannederiz. Ama bitmez. Her hareket bir sonucu doğurur.
Bu gibi sözlerin öylesine, sadece basit bir öğüt olduğunu düşünürüz. Bu söz bir evren yasasını ifade eder aslında. Karşınızdaki insanı ne ile eleştirir, kınarsanız o size geri döner. Çünkü tekamülünüz için bunu yaşamanız, o insanın bulunduğu durumu deneyimlemeniz gerekir. Evren size ''Madem sen falanca kişiyi falanca sebepten eleştiriyor, kınıyorsun, bir de sen bunu yaşa da seni görelim'' der.
Aksini düşünüyorsanız deneyin! Ya da geriye dönüp bir bakın, kınadığınız şeylerin başınıza gelip gelmediğini bir düşünün.
Bu yüzden, yaptıklarınız farkına varın. Bu gibi bir çok derin mana içeren, sadece hayat dersi vermeyen, sizi sınava tabi tutan, sorumluluk almanızı ve sonucuna katlanmanızı gerektiren sözler ve içlerinde yatan evren yasaları mevcuttur.
Bu sözü çok severim. (Hz. Muhammed'in söylediği rivayet edilir.) Sevmekten ziyade kınamamak, artık hayatımda uygulamaya çalıştığım temel şeylerden birisi haline geldi. Hepimiz bilinçli ya da bilinçsiz, bir şeyleri, birilerini -en yumuşak ifadeyle- kınarız. Acımasızca eleştiririz, dedikodusunu yaparız. Bir de saatlerce konuşup ''aman şimdi dedikodusunu yapmış gibi olmayalım'' deriz. Olay da bununla bitti zannederiz. Ama bitmez. Her hareket bir sonucu doğurur.
Bu gibi sözlerin öylesine, sadece basit bir öğüt olduğunu düşünürüz. Bu söz bir evren yasasını ifade eder aslında. Karşınızdaki insanı ne ile eleştirir, kınarsanız o size geri döner. Çünkü tekamülünüz için bunu yaşamanız, o insanın bulunduğu durumu deneyimlemeniz gerekir. Evren size ''Madem sen falanca kişiyi falanca sebepten eleştiriyor, kınıyorsun, bir de sen bunu yaşa da seni görelim'' der.
Aksini düşünüyorsanız deneyin! Ya da geriye dönüp bir bakın, kınadığınız şeylerin başınıza gelip gelmediğini bir düşünün.
Bu yüzden, yaptıklarınız farkına varın. Bu gibi bir çok derin mana içeren, sadece hayat dersi vermeyen, sizi sınava tabi tutan, sorumluluk almanızı ve sonucuna katlanmanızı gerektiren sözler ve içlerinde yatan evren yasaları mevcuttur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


