...daha ne kadar oyalanacaksın! sürekli şikayet etmekten ama hayatını değiştirmek için hiçbir şey yapmamaktan sıkılmadın mı? kurbanı oynamaktan bıkmadın mı?
Ne zaman dışarıyı bırakıp kendine döneceksin. İnsanlar seni sevsin diye yeterince çalışmadın mı? Başkalarını incelemek, onları tanımak için gösterdiğin çabayı ne yazık ki kendine karşı hiç göstermedin! Ne zaman kendi değerinin farkına varacaksın?
Kendi gücüne güvenmeyip hep birilerinden medet umdun, birilerine sırtımı hiç dayamadım deme! Öyle olmadığını biliyorsun. Yeri geldi, sevgi dilendin, yeri geldi, iş, makam, para. Oysa bunlara sahip olman için gereken her şey sende vardı. Ama kendine hiç inanmadın!
Başarısızlıklar seni yıldırmasın.Düşsen de kalkmayı bil. Yapabileceğini biliyorum çünkü. Kimse senin yerine, senin için bir şeyler yapamaz. İstediğin şeyi yapabilecek tek kişi sensin. ..ve bu güç içinde. Artık inanmaya başla!
Birlerine özenmekten, başka hayatlara öykünmekten vazgeç! Sadece ilham al, taklit etme. Buna ihtiyacın yok. Çünkü SEN ÖZELSİN! Senin kaderin güzel ve sana özel!
Fark et Dost, korktuğun yeter! Değiştir kendini, artık bekleme!
Şehirli Mistik
kuantum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuantum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ocak 2015 Pazartesi
Kuantum İmgeleme nasıl yapılır?
Sahip olmadan önce onu hayal etmeyi öğrenmelisin.
Örneğin bir eve sahip olmayı istediğini düşünelim.
İlk önce nasıl bir ev istiyorsan onunla ilgili tüm görsel metaryalleri bir araya getir. Mobilyaların, aksesuarların, evin iç ve dış tasarımını, hayalini kurduğun her şeyin. Bunların fotoğraflarını, sürekli görebileceğin bir panoya yapıştır-Hayal Panosu yap- Sık sık bakarak hayalini güçlendir ve revize et. Kendini o evin içinde dolaşıyormuş gibi hayal et, hayalini yaşa!
Bunu her şeye uyarlayabilirsin. Sadece maddi şeyler için de değil. İstediğin bir ilişkiyi gözünde canlandırmakta seni ona yaklaştıracaktır.
Hayaller saçmadır-olmaz diye düşünüp kendini sabote etme. Evren böyle çalışır. Her şey hayalle başlar.
Unutma; Düş, gerçeğin ön izlemesidir.
Cumhur Çetin
Profesyonel Yaşam Koçu
Örneğin bir eve sahip olmayı istediğini düşünelim.
İlk önce nasıl bir ev istiyorsan onunla ilgili tüm görsel metaryalleri bir araya getir. Mobilyaların, aksesuarların, evin iç ve dış tasarımını, hayalini kurduğun her şeyin. Bunların fotoğraflarını, sürekli görebileceğin bir panoya yapıştır-Hayal Panosu yap- Sık sık bakarak hayalini güçlendir ve revize et. Kendini o evin içinde dolaşıyormuş gibi hayal et, hayalini yaşa!
Bunu her şeye uyarlayabilirsin. Sadece maddi şeyler için de değil. İstediğin bir ilişkiyi gözünde canlandırmakta seni ona yaklaştıracaktır.
Hayaller saçmadır-olmaz diye düşünüp kendini sabote etme. Evren böyle çalışır. Her şey hayalle başlar.
Unutma; Düş, gerçeğin ön izlemesidir.
Cumhur Çetin
Profesyonel Yaşam Koçu
5 Ocak 2015 Pazartesi
KIŞ'ı sev!
Mevsimler değiştiği gibi sen de değişiyorsun. Kış, sana ne kadar soğuk ve iç karartıcı gelse de, sen de olumsuz duygular uyandırsa da aslında içinde bir çok sırrı barındırır.
Karlar doğayı güzelleştirip dinginleştirirken sana da aynı şekilde yavaşlamanı söyler. Dışarıyı bırakıp kendi içine dönmen ve muhasebe yapman için fırsat verir. Uzun geceler aslında bunun için yaratılmıştır. Doğru ve yanlışlarınla yüzleşebilir, kendine yeni hedefler koyabilirsin. Bahar da filizlenecek ve yazın toplayacağın hasatın tohumlarını, o sevmediğin KIŞ mevsiminde atabilirsin. Kış mevsimi aslında senenin en kıymetli dönemidir. Doğru ve güzel şeyler yaparsan Baharla birlikte yeniden doğabilirsin!
Farkına var Dost! Kışı sev. Kendi içine dön ve güzel tohum ek!
Şehirli Mistik
Karlar doğayı güzelleştirip dinginleştirirken sana da aynı şekilde yavaşlamanı söyler. Dışarıyı bırakıp kendi içine dönmen ve muhasebe yapman için fırsat verir. Uzun geceler aslında bunun için yaratılmıştır. Doğru ve yanlışlarınla yüzleşebilir, kendine yeni hedefler koyabilirsin. Bahar da filizlenecek ve yazın toplayacağın hasatın tohumlarını, o sevmediğin KIŞ mevsiminde atabilirsin. Kış mevsimi aslında senenin en kıymetli dönemidir. Doğru ve güzel şeyler yaparsan Baharla birlikte yeniden doğabilirsin!
Farkına var Dost! Kışı sev. Kendi içine dön ve güzel tohum ek!
Şehirli Mistik
14 Aralık 2014 Pazar
Yaşam bir Aynadır!
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden oğlan takılıp düşüyor ve canı yanıp “Ahhhhh” diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden “Ahhhhh” diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor. Merak ediyor ve “SEN KİMSİN?” diye bağırıyor. Aldığı cevap “sen kimsin?” oluyor. Aldığı cevaba kızıp “sen bir korkaksın” diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses “sen bir korkaksın” diye cevap veriyor. Çocuk babasına dönüp “baba ne oluyor böyle?” Diye soruyor, “oğlum” diyor adam, “dinle ve öğren!” Ve dağa dönüp “sana hayranım” diye bağırıyor.
Gelen cevap “sana hayranım!” Oluyor. Baba tekrar bağırıyor, “sen muhteşemsin!” Gelen cevap ; “sen muhteşemsin!” Oğlan çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor, “insanlar buna “yankı” derler, ama aslında bu “yaşam”dır.” “Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. ‘’ Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır.
Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir.”
Gelen cevap “sana hayranım!” Oluyor. Baba tekrar bağırıyor, “sen muhteşemsin!” Gelen cevap ; “sen muhteşemsin!” Oğlan çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor, “insanlar buna “yankı” derler, ama aslında bu “yaşam”dır.” “Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. ‘’ Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır.
Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir.”
29 Kasım 2014 Cumartesi
Hayatınızı değiştirmenin vakti gelmedi mi? Ücretsiz Seans
Hepimiz, küçük ya da büyük bir takım sorunlarla boğuşuyoruz. Kimimiz sorunların farkında. Bazılarımız bu sorunları çözmek için çaba harcıyor. Bazılarımız ise sorunlarıyla çok mutlu!
Herkes sorunlarını çözmek için çaba sarf etmiştir. Ancak sorunları çözmek her zaman mümkün olmaz. Çünkü kendi bilinç düzeyimiz, kendi şartlarımız, kendi kabımız içinde sağlıklı çözüm üretmek zordur.
Bunu yapabilmek için daha üst bir bilinç düzeyine çıkmalı, olaylara daha yukarıdan bakmalıyız. Bir diğer yol ise; bunu bizim için yapabilecek, bizi objektif bir şekilde gözlemleyecek kişilerden destek almak olabilir.
Var olan sorunları çözmek dışında, koyduğumuz hedefleri de gerçekleştirmek de zorlanırız. Bir hevesle işe başlar, ancak işler istediğimiz gibi gitmediğinde moralimiz bozulur, vazgeçeriz. Sanki bir yerlerde yanlış yapıyoruzdur! Sürekli aynı olumsuz şeyleri, kısır döngüleri yaşadığımızın farkına varırız.
Siz de sorunları çözmede ve istediğiniz hedeflere ulaşmakta problem yaşıyorsanız ve bugüne kadar kendi başınıza bunları çözemediyseniz bir Uzman la çalışmak tek çözümdür! Bunun için bir 'Yaşam Koçu'ndan destek alabilirsiniz.
Bu konu hakkında bilgi almak için ücretsiz tanışma seansı hizmetinden faydalanabilir ve destek alıp almayacağınıza daha net karar verebilirsiniz.
Bu amaçla ulaşan ilk 10 kişiye ücretsiz seans verilecektir.
Herkes sorunlarını çözmek için çaba sarf etmiştir. Ancak sorunları çözmek her zaman mümkün olmaz. Çünkü kendi bilinç düzeyimiz, kendi şartlarımız, kendi kabımız içinde sağlıklı çözüm üretmek zordur.
Bunu yapabilmek için daha üst bir bilinç düzeyine çıkmalı, olaylara daha yukarıdan bakmalıyız. Bir diğer yol ise; bunu bizim için yapabilecek, bizi objektif bir şekilde gözlemleyecek kişilerden destek almak olabilir.
Var olan sorunları çözmek dışında, koyduğumuz hedefleri de gerçekleştirmek de zorlanırız. Bir hevesle işe başlar, ancak işler istediğimiz gibi gitmediğinde moralimiz bozulur, vazgeçeriz. Sanki bir yerlerde yanlış yapıyoruzdur! Sürekli aynı olumsuz şeyleri, kısır döngüleri yaşadığımızın farkına varırız.
Siz de sorunları çözmede ve istediğiniz hedeflere ulaşmakta problem yaşıyorsanız ve bugüne kadar kendi başınıza bunları çözemediyseniz bir Uzman la çalışmak tek çözümdür! Bunun için bir 'Yaşam Koçu'ndan destek alabilirsiniz.
Bu konu hakkında bilgi almak için ücretsiz tanışma seansı hizmetinden faydalanabilir ve destek alıp almayacağınıza daha net karar verebilirsiniz.
Bu amaçla ulaşan ilk 10 kişiye ücretsiz seans verilecektir.
18 Kasım 2014 Salı
14 Kasım 2014 Cuma
5 Aralık 2013 Perşembe
Aslında ne?
Çoğu kavramın gerçekten ne olduğu konusunda fikrimiz yok. Kavramları yüzeysel olarak algılıyoruz ve üzerinde düşünmüyoruz.
''Farkındalık'', ''An'da kalma'', ''Affetme'', ''Teslimiyet'', ''Kabulde kalma'' vb gibi kavramlar sadece bir kişisel gelişim tekniği gibi algılanıyor. İş popülerleştikçe sıradanlaşıyor. Oysa bunlar senin olmazsa olmazın!
İster evrene mesaj gönder, ister dua et. Arada fark yok. Ama sen dua etmek gerçekten ne demek önce onu bir düşün, tefekkür et!
Düşünmediğimiz için söz konusu şeyi yaşamamızda mümkün olmuyor. Kavramlar aslında o şeyi sadece işaret eder. Farkındalığın tanımını okuyup ''haa demek ki farkındalık buymuş, hadi yapayım'' demekle ''farkında'' olunmuyor!
Bunlar söz ile anlatılamaz, ancak yaşayarak bilirsin. Yani bunlar ''Hal'dir. gerisi hikaye. Tıpkı ''Aşk'' gibi. ancak onunda içi boşaltıldı. Arzu, beklenti, şehvet, 'Aşk' yapıldı. Gerçek 'Aşk'ı yaşayana selam olsun!
Herkes yüzeysellikten yakınıyor ama çok az insan gerçek manada kendini dönüştürmek için çaba sarf ediyor. Çevremizde hayatından memnun olmayan, ama bunu değiştirmek için hiç bir şey yapmayan bir sürü insan var. Herkes şikayet halinde. Kendince sorununu çözdüğünü zannedenler de mevcut, ama öyle değil. Hep diyorum ağrı kesici vermekle ancak ağrıyı bastırırsın. Sorun çözülmez!
Fark edin Dostlar, artık geçiştirmeyin. Hayatınız sizin elinizde. Siz isterseniz Cennet de olur Cehennemde...
''Farkındalık'', ''An'da kalma'', ''Affetme'', ''Teslimiyet'', ''Kabulde kalma'' vb gibi kavramlar sadece bir kişisel gelişim tekniği gibi algılanıyor. İş popülerleştikçe sıradanlaşıyor. Oysa bunlar senin olmazsa olmazın!
İster evrene mesaj gönder, ister dua et. Arada fark yok. Ama sen dua etmek gerçekten ne demek önce onu bir düşün, tefekkür et!
Düşünmediğimiz için söz konusu şeyi yaşamamızda mümkün olmuyor. Kavramlar aslında o şeyi sadece işaret eder. Farkındalığın tanımını okuyup ''haa demek ki farkındalık buymuş, hadi yapayım'' demekle ''farkında'' olunmuyor!
Bunlar söz ile anlatılamaz, ancak yaşayarak bilirsin. Yani bunlar ''Hal'dir. gerisi hikaye. Tıpkı ''Aşk'' gibi. ancak onunda içi boşaltıldı. Arzu, beklenti, şehvet, 'Aşk' yapıldı. Gerçek 'Aşk'ı yaşayana selam olsun!
Herkes yüzeysellikten yakınıyor ama çok az insan gerçek manada kendini dönüştürmek için çaba sarf ediyor. Çevremizde hayatından memnun olmayan, ama bunu değiştirmek için hiç bir şey yapmayan bir sürü insan var. Herkes şikayet halinde. Kendince sorununu çözdüğünü zannedenler de mevcut, ama öyle değil. Hep diyorum ağrı kesici vermekle ancak ağrıyı bastırırsın. Sorun çözülmez!
Fark edin Dostlar, artık geçiştirmeyin. Hayatınız sizin elinizde. Siz isterseniz Cennet de olur Cehennemde...
Etiketler:
affetme,
anda kalma,
aşk,
farkındalık,
gerçek,
hal,
kabul,
kuantum
11 Ağustos 2013 Pazar
Ne söylediğinize dikkat edin, çünkü hepsi gerçek oluyor!!
Ne söylediğinize dikkat edin!
Gandhi'nin meşhur bir sözü vardır, çok severim.
''Sözlerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür!''
Kelimelerin çekim gücü yüksektir. Kelimelerimiz inanca, inancımızda hayata dönüşür.
Şu cümlelere bir göz atalım:
Benim kaderim kötü.
Böyle olacağını biliyordum.
Kendime güvenmiyorum.
Doğuştan şanssızım.
Hayat acımasız.
Ekmek aslanın ağzında değil midesinde.
Böyle gelmiş, böyle gider.
Ölsem de kurtulsam.
Artık değişemem, benden geçti.
Ya bana gülerlerse.
Bunları hak edecek ne yaptım?
Bir de şu cümlelere bakalım.
Hayatta hiçbir şey için geç değildir.
Şansımı daima ben yaratırım.
Yaşamak çok güzel.
Her şeyin en iyisine layığım.
Her sorunla kolayca başa çıkarım.
Ben her halimle güçlüyüm.
Hayatımda şükredeceğim o kadar çok şey var ki.
Kendimi çok seviyorum.
Hayatım kontrolüm altında.
Siz hangi cümleleri kullanıyorsunuz?
Kullandığımız cümleler bizi ifade ediyor. Eğer kullandığınız cümleler negatifse nasıl daha iyi bir hayatı çekebilirsiniz. Bu cümleleri kullanıp, mutlu ve başarılı olan kaç kişi tanıyorsunuz? Şu andan itibaren kullandığınız tüm olumsuz kelimeleri, cümleleri hayatınızdan kaldırın ve yerlerine pozitiflerini koyun. Değişimin başladığını hissedeceksiniz.
Gandhi'nin meşhur bir sözü vardır, çok severim.
''Sözlerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür!''
Kelimelerin çekim gücü yüksektir. Kelimelerimiz inanca, inancımızda hayata dönüşür.
Şu cümlelere bir göz atalım:
Benim kaderim kötü.
Böyle olacağını biliyordum.
Kendime güvenmiyorum.
Doğuştan şanssızım.
Hayat acımasız.
Ekmek aslanın ağzında değil midesinde.
Böyle gelmiş, böyle gider.
Ölsem de kurtulsam.
Artık değişemem, benden geçti.
Ya bana gülerlerse.
Bunları hak edecek ne yaptım?
Bir de şu cümlelere bakalım.
Hayatta hiçbir şey için geç değildir.
Şansımı daima ben yaratırım.
Yaşamak çok güzel.
Her şeyin en iyisine layığım.
Her sorunla kolayca başa çıkarım.
Ben her halimle güçlüyüm.
Hayatımda şükredeceğim o kadar çok şey var ki.
Kendimi çok seviyorum.
Hayatım kontrolüm altında.
Siz hangi cümleleri kullanıyorsunuz?
Kullandığımız cümleler bizi ifade ediyor. Eğer kullandığınız cümleler negatifse nasıl daha iyi bir hayatı çekebilirsiniz. Bu cümleleri kullanıp, mutlu ve başarılı olan kaç kişi tanıyorsunuz? Şu andan itibaren kullandığınız tüm olumsuz kelimeleri, cümleleri hayatınızdan kaldırın ve yerlerine pozitiflerini koyun. Değişimin başladığını hissedeceksiniz.
10 Ağustos 2013 Cumartesi
Zerre Küllün Aynasıdır!
En büyük Hint şairlerinden biri olan Rabindranath Tagore, dedesinin arkadaşı olan yaşlı bir adamdan oldukça rahatsızdı. Bu adam yakında oturduğu için sık sık evlerine gelmekte ve Tagore’un başını ağrıtacak bir şeyler yapmadan da gitmemekteydi. Mutlaka onun odasının kapısını çalıp sorardı, “Şiirlerin nasıl gidiyor? Gerçekten Tanrı’yı tanıyor musun? Aşkın ne olduğunu gerçekten biliyor musun? Söyle bana, şiirlerinde sözettiğin tüm bu şeyleri biliyor musun? Yoksa yalnızca sözcükleri kullanmakta mı ustasın? En aptal adam bile aşktan, Tanrı’dan, ruhtan sözedebilir ama senin gözlerinde bunları gerçekten deneyimlediğine dair bir iz göremiyorum.”
Tagore ona yanıt veremezdi. Aslında haklıydı da adam. Yaşlı adam pazarda rastlaştıklarında onu alıkoyup sorardı, “Tanrına ne oldu? Onu bulabildin mi, yoksa hala hakkında şiirler mi yazıyorsun? Unutma, Tanrı hakkında konuşmak onu bilmek demek değildir.”
İnsanı son derece müşkül durumda bırakan biriydi. Tagore’un büyük saygı gördüğü- Nobel ödülünü kazanmıştı- şair toplantılarında bu adam da mutlaka orada olurdu. Sahnede tüm şair ve Tagore hayranlarından önce adam onun yakasına yapışıp, “Hala gerçekleşmemiş. Bütün bu aptalları niye kandırıyorsun? Onlar küçük aptallar, sen daha büyük bir aptalsın; onlar ülke dışında tanınmıyor, sense tüm dünyada tanınıyorsun ama bu yine de Tanrıyı bildiğin anlamına gelmez.” diyordu.
Tagore günlüğüne şöyle yazmıştı: “Bu adam tarafından öylesine taciz edilmiştim ve öylesine delici bakışları vardı ki ona yalan söylemek imkansızdı. Onun varlığı insanı ya doğruyu söylemeye ya da tamamen sessiz kalmaya zorluyordu.”
Ancak bir gün beklenen gerçekleşti…
Tagore bir sabah yürüyüşüne çıkmıştı. Gece yağmur yağmıştı, saat çok erkendi ve güneş doğuyordu. Okyanus altın rengindeydi ve yolun kenarında toplanan su birikintileri de küçük göller oluşturuyordu. O küçük gölcüklerde de güneş aynı görkem, aynı renk, aynı coşkuyla doğuyordu. Ve yalnızca bunu deneyimlemek, varoluşta hiçbir şeyin diğerinden daha değersiz ya da daha üstün olmadığını, her şeyin bir bütünün parçası olduğunu görmek onun içinde ansızın bir şeyleri tetikledi. Hayatında ilk kez o yaşlı adamın evine gidip, kapıyı çaldı ve adamın gözlerine bakıp, “Şimdi ne diyorsunuz?” diye sordu.
Aldığı yanıt şuydu: “Şimdi söylenecek hiçbir şey yok. Artık gerçekleşmiş, seni kutsuyorum”.
Tagore ona yanıt veremezdi. Aslında haklıydı da adam. Yaşlı adam pazarda rastlaştıklarında onu alıkoyup sorardı, “Tanrına ne oldu? Onu bulabildin mi, yoksa hala hakkında şiirler mi yazıyorsun? Unutma, Tanrı hakkında konuşmak onu bilmek demek değildir.”
İnsanı son derece müşkül durumda bırakan biriydi. Tagore’un büyük saygı gördüğü- Nobel ödülünü kazanmıştı- şair toplantılarında bu adam da mutlaka orada olurdu. Sahnede tüm şair ve Tagore hayranlarından önce adam onun yakasına yapışıp, “Hala gerçekleşmemiş. Bütün bu aptalları niye kandırıyorsun? Onlar küçük aptallar, sen daha büyük bir aptalsın; onlar ülke dışında tanınmıyor, sense tüm dünyada tanınıyorsun ama bu yine de Tanrıyı bildiğin anlamına gelmez.” diyordu.
Tagore günlüğüne şöyle yazmıştı: “Bu adam tarafından öylesine taciz edilmiştim ve öylesine delici bakışları vardı ki ona yalan söylemek imkansızdı. Onun varlığı insanı ya doğruyu söylemeye ya da tamamen sessiz kalmaya zorluyordu.”
Ancak bir gün beklenen gerçekleşti…
Tagore bir sabah yürüyüşüne çıkmıştı. Gece yağmur yağmıştı, saat çok erkendi ve güneş doğuyordu. Okyanus altın rengindeydi ve yolun kenarında toplanan su birikintileri de küçük göller oluşturuyordu. O küçük gölcüklerde de güneş aynı görkem, aynı renk, aynı coşkuyla doğuyordu. Ve yalnızca bunu deneyimlemek, varoluşta hiçbir şeyin diğerinden daha değersiz ya da daha üstün olmadığını, her şeyin bir bütünün parçası olduğunu görmek onun içinde ansızın bir şeyleri tetikledi. Hayatında ilk kez o yaşlı adamın evine gidip, kapıyı çaldı ve adamın gözlerine bakıp, “Şimdi ne diyorsunuz?” diye sordu.
Aldığı yanıt şuydu: “Şimdi söylenecek hiçbir şey yok. Artık gerçekleşmiş, seni kutsuyorum”.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







