Sahip olmadan önce onu hayal etmeyi öğrenmelisin.
Örneğin bir eve sahip olmayı istediğini düşünelim.
İlk önce nasıl bir ev istiyorsan onunla ilgili tüm görsel metaryalleri bir araya getir. Mobilyaların, aksesuarların, evin iç ve dış tasarımını, hayalini kurduğun her şeyin. Bunların fotoğraflarını, sürekli görebileceğin bir panoya yapıştır-Hayal Panosu yap- Sık sık bakarak hayalini güçlendir ve revize et. Kendini o evin içinde dolaşıyormuş gibi hayal et, hayalini yaşa!
Bunu her şeye uyarlayabilirsin. Sadece maddi şeyler için de değil. İstediğin bir ilişkiyi gözünde canlandırmakta seni ona yaklaştıracaktır.
Hayaller saçmadır-olmaz diye düşünüp kendini sabote etme. Evren böyle çalışır. Her şey hayalle başlar.
Unutma; Düş, gerçeğin ön izlemesidir.
Cumhur Çetin
Profesyonel Yaşam Koçu
gerçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ocak 2015 Pazartesi
8 Kasım 2014 Cumartesi
Neden-Sonuç İlişkisi
Evrende her şey belli bir düzen içerisinde yaratılmıştır. Gelişigüzel yaratılmış bir şey bulunmamaktadır. Hayatlarımızda da bu böyledir. Yaptığımız her eylemin belli bir sonucu vardır. Hiç bir şey kendi başına, durduk yere başımıza gelmez. Her şey Neden-Sonuç ilişkisine dayanır. Çoğu insanın anlamadığı, kabul etmediği-işine gelmediği- nokta burasıdır. Düşük bilince sahip insanlar, Karma, Dinde-kitapta yazmıyor diye işin içinden çıkmaya çalışırlar. Oysa bu bir hakikattir! Kuran, Karma demez-gerekte yoktur- ancak ''İnsana sadece çalıştığı vardır'' (Necm/39) der. Bizler de toplum olarak Karma demeyiz, ''Ektiğini Biçme'' deriz. Başka dinlerde, inançlarda, öğretilerde ne ad verildiğinin bir önemi yoktur. İsimler yerine kavramların içine, derinine bakmak gerekir. Ne derseniz deyin sonuçta bu bir ''Evrensel Yasa'' dır ve kabul edin ya da etmeyin hepimiz bu yasanın hükmü altındayız!
Bu yasayı anladığımız ve içselleştirdiğimiz takdirde KADER dediğimiz şeyi de anlamaya başlarız. Düşük bilince sahip insan için Kader, ne yaparsan yapsın hayatını değiştiremeyeceği düşüncesidir. Her şey önceden yazılmış ve buna göre; kendisi fakir, sağlıksız, mutsuz, başarısız bir hayat sürerken, başkaları bunun tam tersini yaşamaktadır. Hayatını kendi elleriyle yarattığı gerçeğini fark edememiş, diğer insanların başarılarını ve mutluluğunu zengin ailelerine, çevrelerine veya şansa bağlamaktadır. Bu kişilere göre kendisi dışında, başarılı olmuş herkes ''Allah'ın sevgili kulu'dur. Kendisi ise hayatın her alanında KURBAN'dır. Bir insan için işte en tehlikeli düşünce tarzı budur. Hem bu dünyasını, hem de öte tarafı ziyan eder.
Albert Einstein'ın dediği gibi; Tanrı zar atmaz. Rastlantı, tesadüf, şans diye bir şey yoktur. Her şey belli bir çalışma ve onun sonuçlarına dayanır. Zarı atan, yani kendi gücüne inanmayan kişi, işte bu düşük bilince sahip insandır. Gelişigüzel bir hayat yaşar. Kendi iradesi yoktur. Birileri onun yerine karar alır ve uygular. Yönetilendir. Kurbanı oynayan kişi; kendisine verilmiş en büyük nimeti; hür iradeyi-seçim hakkını bilerek ve isteyerek başkasının eline veren ve kendisine zulmeden kişidir.
Bu yasayı anladığımız ve içselleştirdiğimiz takdirde KADER dediğimiz şeyi de anlamaya başlarız. Düşük bilince sahip insan için Kader, ne yaparsan yapsın hayatını değiştiremeyeceği düşüncesidir. Her şey önceden yazılmış ve buna göre; kendisi fakir, sağlıksız, mutsuz, başarısız bir hayat sürerken, başkaları bunun tam tersini yaşamaktadır. Hayatını kendi elleriyle yarattığı gerçeğini fark edememiş, diğer insanların başarılarını ve mutluluğunu zengin ailelerine, çevrelerine veya şansa bağlamaktadır. Bu kişilere göre kendisi dışında, başarılı olmuş herkes ''Allah'ın sevgili kulu'dur. Kendisi ise hayatın her alanında KURBAN'dır. Bir insan için işte en tehlikeli düşünce tarzı budur. Hem bu dünyasını, hem de öte tarafı ziyan eder.
Albert Einstein'ın dediği gibi; Tanrı zar atmaz. Rastlantı, tesadüf, şans diye bir şey yoktur. Her şey belli bir çalışma ve onun sonuçlarına dayanır. Zarı atan, yani kendi gücüne inanmayan kişi, işte bu düşük bilince sahip insandır. Gelişigüzel bir hayat yaşar. Kendi iradesi yoktur. Birileri onun yerine karar alır ve uygular. Yönetilendir. Kurbanı oynayan kişi; kendisine verilmiş en büyük nimeti; hür iradeyi-seçim hakkını bilerek ve isteyerek başkasının eline veren ve kendisine zulmeden kişidir.
6 Ocak 2014 Pazartesi
bahçe...
dön bir bak bahçene. ayrık otları, dikenler, çalılar varsa kızma kimseye. çünkü o bahçenin sahibi sensin!
bir şey ekmediğin zamanlar olmuştur, daha kötüsü korkuyla ektiğin şeyler de.
Fark et Dost! sev. sev ki o çalılar gülistan olsun.
bir şey ekmediğin zamanlar olmuştur, daha kötüsü korkuyla ektiğin şeyler de.
Fark et Dost! sev. sev ki o çalılar gülistan olsun.
7 Aralık 2013 Cumartesi
5 Aralık 2013 Perşembe
sınırlı algınla ne kadar bilebilirsin?
balık, kaplumbağa ya sormuş; dışarısı nasıl? anlat bana.
kaplumbağa; denize hiç benzemez, toprak. ağaç, bir sürü şey var.
balık tatmin olmamış, daha fazla anlat, hepsini bilmek istiyorum!
kaplumbağa demiş; anlatsam da fayda etmez, kendin görmelisin!
...sana anlatılsa da, okusan da fark etmez. denizin içinde sadece denizin gerçekliğini bilirsin!
ama sen bir çık oradan, uyan! bak dışarıda senin bilmediğin, görmediğin neler var. sınırlı algınla neyi ne kadar bilebilirsin!
kaplumbağa; denize hiç benzemez, toprak. ağaç, bir sürü şey var.
balık tatmin olmamış, daha fazla anlat, hepsini bilmek istiyorum!
kaplumbağa demiş; anlatsam da fayda etmez, kendin görmelisin!
...sana anlatılsa da, okusan da fark etmez. denizin içinde sadece denizin gerçekliğini bilirsin!
ama sen bir çık oradan, uyan! bak dışarıda senin bilmediğin, görmediğin neler var. sınırlı algınla neyi ne kadar bilebilirsin!
Aslında ne?
Çoğu kavramın gerçekten ne olduğu konusunda fikrimiz yok. Kavramları yüzeysel olarak algılıyoruz ve üzerinde düşünmüyoruz.
''Farkındalık'', ''An'da kalma'', ''Affetme'', ''Teslimiyet'', ''Kabulde kalma'' vb gibi kavramlar sadece bir kişisel gelişim tekniği gibi algılanıyor. İş popülerleştikçe sıradanlaşıyor. Oysa bunlar senin olmazsa olmazın!
İster evrene mesaj gönder, ister dua et. Arada fark yok. Ama sen dua etmek gerçekten ne demek önce onu bir düşün, tefekkür et!
Düşünmediğimiz için söz konusu şeyi yaşamamızda mümkün olmuyor. Kavramlar aslında o şeyi sadece işaret eder. Farkındalığın tanımını okuyup ''haa demek ki farkındalık buymuş, hadi yapayım'' demekle ''farkında'' olunmuyor!
Bunlar söz ile anlatılamaz, ancak yaşayarak bilirsin. Yani bunlar ''Hal'dir. gerisi hikaye. Tıpkı ''Aşk'' gibi. ancak onunda içi boşaltıldı. Arzu, beklenti, şehvet, 'Aşk' yapıldı. Gerçek 'Aşk'ı yaşayana selam olsun!
Herkes yüzeysellikten yakınıyor ama çok az insan gerçek manada kendini dönüştürmek için çaba sarf ediyor. Çevremizde hayatından memnun olmayan, ama bunu değiştirmek için hiç bir şey yapmayan bir sürü insan var. Herkes şikayet halinde. Kendince sorununu çözdüğünü zannedenler de mevcut, ama öyle değil. Hep diyorum ağrı kesici vermekle ancak ağrıyı bastırırsın. Sorun çözülmez!
Fark edin Dostlar, artık geçiştirmeyin. Hayatınız sizin elinizde. Siz isterseniz Cennet de olur Cehennemde...
''Farkındalık'', ''An'da kalma'', ''Affetme'', ''Teslimiyet'', ''Kabulde kalma'' vb gibi kavramlar sadece bir kişisel gelişim tekniği gibi algılanıyor. İş popülerleştikçe sıradanlaşıyor. Oysa bunlar senin olmazsa olmazın!
İster evrene mesaj gönder, ister dua et. Arada fark yok. Ama sen dua etmek gerçekten ne demek önce onu bir düşün, tefekkür et!
Düşünmediğimiz için söz konusu şeyi yaşamamızda mümkün olmuyor. Kavramlar aslında o şeyi sadece işaret eder. Farkındalığın tanımını okuyup ''haa demek ki farkındalık buymuş, hadi yapayım'' demekle ''farkında'' olunmuyor!
Bunlar söz ile anlatılamaz, ancak yaşayarak bilirsin. Yani bunlar ''Hal'dir. gerisi hikaye. Tıpkı ''Aşk'' gibi. ancak onunda içi boşaltıldı. Arzu, beklenti, şehvet, 'Aşk' yapıldı. Gerçek 'Aşk'ı yaşayana selam olsun!
Herkes yüzeysellikten yakınıyor ama çok az insan gerçek manada kendini dönüştürmek için çaba sarf ediyor. Çevremizde hayatından memnun olmayan, ama bunu değiştirmek için hiç bir şey yapmayan bir sürü insan var. Herkes şikayet halinde. Kendince sorununu çözdüğünü zannedenler de mevcut, ama öyle değil. Hep diyorum ağrı kesici vermekle ancak ağrıyı bastırırsın. Sorun çözülmez!
Fark edin Dostlar, artık geçiştirmeyin. Hayatınız sizin elinizde. Siz isterseniz Cennet de olur Cehennemde...
Etiketler:
affetme,
anda kalma,
aşk,
farkındalık,
gerçek,
hal,
kabul,
kuantum
4 Aralık 2013 Çarşamba
Kavganın kazananı olmaz!
Ego her zaman seni-kendini-haklı çıkarmaya çalışır. Ama haklı ya da haksız olmanın önemi yok.
Çünkü kavganın kazananı olmaz! İncinen de inciten de kaybeder.
Fark et ve artık ilişkilerine bu çerçeveden bak!
Çünkü kavganın kazananı olmaz! İncinen de inciten de kaybeder.
Fark et ve artık ilişkilerine bu çerçeveden bak!
23 Ekim 2013 Çarşamba
19 Ekim 2013 Cumartesi
Bilincini aç, kendini aş!
Her şeyi şu an sahip olduğun bilinç seviyesiyle değerlendiriyorsun. kimisine doğru, kimisine yanlış diyorsun. Bazılarını aklın almıyor, görmediğin, duymadığın, algılayamadığın şeyleri yok sayıyıorsun. Sen görmüyorsun diye o şey yok veya yanlış değil!!
5 yaşındaki halini düşün ve şimdiki halini... O zaman da bilmediğin şeyler vardı. Ama yok sayabilir misin şimdi bunları? ..Bu söylediklerimi tersten anlama, bunun yaşla ilgisi yok. bunun bilinçle ilgisi var. 60'şına da gelsen hala anlayamadığın şeyler kalacak. Bu yüzden bilincini aç. Aç ki kendini aş!
Sorunları da, güzellikleri de, sahip olduğun dünyayı da oluşturan şey senin bilincin. Halinden memnunsan sorun yok. Ama memnun değilsen kimseyi suçlama. Bu tamamen seninle -mevcut bilincinle- ilgili. Değiştirmekse elinde!
5 yaşındaki halini düşün ve şimdiki halini... O zaman da bilmediğin şeyler vardı. Ama yok sayabilir misin şimdi bunları? ..Bu söylediklerimi tersten anlama, bunun yaşla ilgisi yok. bunun bilinçle ilgisi var. 60'şına da gelsen hala anlayamadığın şeyler kalacak. Bu yüzden bilincini aç. Aç ki kendini aş!
Sorunları da, güzellikleri de, sahip olduğun dünyayı da oluşturan şey senin bilincin. Halinden memnunsan sorun yok. Ama memnun değilsen kimseyi suçlama. Bu tamamen seninle -mevcut bilincinle- ilgili. Değiştirmekse elinde!
20 Eylül 2013 Cuma
12 Ağustos 2013 Pazartesi
Baktığınız ne? Ay mı, yansıma mı?
Adamın biri güzel, mehtaplı bir gecede bir suyun başına oturmuş, Ay'ın sudaki yansımasına bakarak hayranlıkla izliyormuş. O sırada oradan geçmekte olan bir sufi, adama sormuş
-Ne yaparsın?
Adam cevap vermiş Ay'a bakıyorum.
Sufi, adamın ensesine patlatmış ve demiş
-A be ahmak, kendini bilmez, kafanı kaldır artık, yukarı bak!
Çoğumuzun hayata bakışını özetleyen bir hikaye. Dar bir açıyla olaylara bakıyoruz. Sorunları görmezden geliyoruz. Ya da sorunlar karşısında ürettiğimiz çözümler işe yaramıyor. Çünkü öz'e inemediğimiz için doğru teşhis koyamıyoruz. Sürekli bir kısır döngü içerisinde sınırlı hayat sürüyoruz. Gördüğümüz yansımayı gerçek zannediyoruz. Çok az insan ise yukarı bakıyor.
Kafasını kaldırıp Ay'a bakanlara selam olsun...
-Ne yaparsın?
Adam cevap vermiş Ay'a bakıyorum.
Sufi, adamın ensesine patlatmış ve demiş
-A be ahmak, kendini bilmez, kafanı kaldır artık, yukarı bak!
Çoğumuzun hayata bakışını özetleyen bir hikaye. Dar bir açıyla olaylara bakıyoruz. Sorunları görmezden geliyoruz. Ya da sorunlar karşısında ürettiğimiz çözümler işe yaramıyor. Çünkü öz'e inemediğimiz için doğru teşhis koyamıyoruz. Sürekli bir kısır döngü içerisinde sınırlı hayat sürüyoruz. Gördüğümüz yansımayı gerçek zannediyoruz. Çok az insan ise yukarı bakıyor.
Kafasını kaldırıp Ay'a bakanlara selam olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









